«

Türkiye sağlık sektöründe dışa bağımlılığı azaltmak için ithal edilen 20 biyoteknolojik ilacının yerli imkanlarla üretilebilmesi için yeni bir karar alındı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından geçen hafta açıklanan Yeni Ekonomi Programı ile cari açığın düşmesi için sağlık alanında çeşitli politika ve tedbirler açıklandı. Bu çerçevede, ilaç da kimya, petrokimya, enerji, makine, teçhizat ve yazılım sektörleriyle “öncelikli yatırım yapılabilir” alanlardan biri olarak belirlendi. Özellikle yaygın hastalıkların tedavisinde kullanılan 20 biyoteknolojik ilacın Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor.

Türkiye’nin, biyoteknolojik ilaçlarda konumu gereği çok hızlı gelişim gösterebileceğini belirten Lokman Hekim Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bülent Gümüşel, bu konuda gereken “know-how”ın ülkeye kazandırılmasıyla söz konusu ilaçların Ar-Ge’sine, üretim ve ihracatına öncülük edilebileceğini söyledi. Türkiye’nin söz konusu ilaçlarda bir yol ayrımında olduğuna işaret eden Gümüşel, “Ya konvansiyonel ilaçlarda yaşadığımız gibi biyobenzer (biyoteknolojik ürünlerin versiyonları) ilaçlarda da treni kaçıracağız ya da Türk ilaç endüstrisi olarak perona yanaşan yüksek hızlı trene binip ülkemizi ilaç endüstrisinde hak ettiği yere getireceğiz.” dedi.

Gümüşel, biyoteknolojik ilaçlar için ulusal bir politika oluşturulması gerektiğine dikkat çekerek, “Tarafların önünü görebileceği, gri alanların olmadığı, ülkemizde bu alana yatırım yapanları teşvik edecek, yaptığı işten bezdirilmeyecek yazılı ‘Biyoteknolojik İlaç Politikası’na ihtiyaç var. Bunu ülkemizin geleceği için geç olmadan yapmalıyız. Tıbbi istatistik firması IMS Health verilerine göre, ülkemizde 2008 yılında yaklaşık 1 milyar liralık satış değeri olan biyoteknolojik ilaç pazarı, 2016 yılında 3,33 milyar liraya ulaştı, 2020’de ise bu değerin 5,1 milyar liraya ulaşması bekleniyor.” diye konuştu.

Biyoteknolojik İlaç Nedir?

İnsan vücudunda doğal olarak bulunan maddelere yapısal ve aktivite olarak benzer özellikte olan biyolojik ürünlerin geliştirilmesinde ve üretiminde biyoteknoloji’den yararlanılmaktadır. Biyolojik ürünlerin çoğunluğu büyük molekül ağırlıklı hormonlar, antikorlar, aşılar, kan faktörleri ve büyüme faktörleridir. Biyolojik ürün keşfetmede ve geliştirmede kullanılan üç temel biyoteknolojik yöntem; rekombinant DNA teknolojisi, monoklonal antikorlar ve PCR (polimeraz zincir reaksiyonları)’dır. Ayrıca gen terapi, farmakogenomik, ribozimler ve transgenik hayvan teknolojileri de kullanılmaktadır. Son 10 yılda moleküler mühendisliğin kullanılmasıyla büyük ilerlemeler gösteren biyoteknolojik ürün geliştirmede, molekülün aminoasit ve karbonhidrat içeriği değiştirilerek biyolojik etkinliğinin arttırılması ve toksisitesinin azaltılması sağlanmıştır. Gelişen biyoteknolojiyle beraber teknolojiler, ürünler, şirketler ve kazançtaki büyüme de dikkate değerdir. İlaç endüstrisine bakıldığında artan bir şekilde geleneksel kimyaya dayalı ilaçlardan biyoteknolojik ilaçlara doğru büyük bir ivme ile geçiş söz konusudur. Günümüzde 100’ün üzerinde hastalık rekombinant DNA teknoloji ile üretilmiş biyoteknolojik ürünlerle tedavi edilmektedir.

Bir Cevap Yaz

Hakan Kızıltaş Hakkkında

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *